William Golding – Sineklerin Tanrısı

William Golding – Sineklerin Tanrısı

Kitabın Adı: Sineklerin Tanrısı

Yazar: William Golding

Baskı Tarihi: Mayıs 2017, İstanbul

Sayfa Sayısı: 261

ISBN: 978-975-458-290-1

Orijinal Adı: Lord of the Flies

Çeviri: Mina URGAN

Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın Türü :Roman, Edebiyat

 

Arka Kapak 

Sineklerin Tanrısı başlangıçta, ıssız bir adaya düşen çocukların serüvenlerini anlatan, küçükler için yazılmış bir öykü, R.M. Ballantyne’ın Mercan Adası’nın çağdaş bir uygulaması sanılabilir. Hatta Golding, kendine özgü buruk alaycılıkla, okuyucunun bu sanısını pekiştirmek istercesine,Sineklerin Tanrısı’nın başlıca iki kişisine Mercan Adası’ndaki çocuklardan aldığı Ralph ve Jack adlarını verir. Mercan Adası’nda Ballantyne, oldukça duygusal ve biraz da bön bir iyimserlikle, gemileri battıktan sonra Pasifik Okyanusu’nda ıssız bir adaya sığınan üç İngiliz gencinin, Büyük Britanya uygarlığının oldukça başarılı bir küçük örneğini nasıl yeniden kurduklarını anlatır. Golding’in Sineklerin Tanrısı’nda da bir mercan adası ve İngiliz çocuklar vardır. Ama altı ile on iki yaş arasında olan bu çocuklar, gelecekteki atom savaşı sırasında, güvenilir bir yere götürülmek üzere bindikleri uçak bir saldırıya uğradığı için bu mercan adasına düşmüşlerdir. Ve bu mercan adasında olup bitenler, Ballantyne’ın romanında olup bitenlere hiç mi hiç benzememektedir…

Sineklerin Tanrısı’nda gördüğümüz ıssız ada da yeryüzünün cennetlerinden biridir. Çocuklar da bu adanın, okudukları Mercan Adası’na çok benzediğini söylerler. Ne var ki, başlangıçta bunu hiç sezinlemediğimiz halde, atom çağının çocukları, bu güzelim adayı her açıdan bir cehenneme çevireceklerdir.

Mîna Urgan

Yorum

Wiiliam Golding’in ilk romanı…

Yakaladığı yüksek başarı ve yoğun popülariteye sahip olması nedeniyle okuma listemin yukarılarında olan bir kitaptı. Okumaya başlamadan önce kitap hakkındaki yorumları gözden geçirmiştim. İlk başta bazı kötü yorumlar hevesimi kırdı diyebilebilirim. Belki de bu yüzden dikkatimi tamamen kitap üzerinde yoğunlaştıramadım. Kötü bir kitap diyemem elbette ama beni şaşırtacak herhangi bir olay vs. yoktu kitabın içinde. Ayrıca kitabın uzun olmasıyla beraber olayların çoğu tekrar ediyor ve önceden tahmin edilebilir bir roman. İster istemez sıkıldım bu yüzden. Beğendiğim özelliklerine gelecek olursam; yazar alegoriyi çok iyi bir şekilde işlemiş. Gerek yaşananlar gerek mekan ister istemez hafızanıza kazınıyor bu sayede. Dili ağır değil, oldukça basit. Kitap ayrıca bir distopya örneğidir. Ada yönetimi söz konusu olduğu için çocuklar kendi içinde çatışma yaşarlar ve lider olmak isterler. Bu nedenle ders çıkarılabilecek bir kitap.

” Bizden başka canavar yok belki..”

Kitapta bir uçak kazası geçirip, ıssız bir adaya düşen bir grup çocuk ve bu çocukların adadan kurtulmak için verdikleri mücadele anlatılıyor. Yaşları 6 ile 12 arasında değişen çocuklar adaya düştükten kısa bir süre sonra adada hiçbir yetişkinin bulunmadığını anlarlar. Bu durum bazı çocukların -tatile gittiklerini düşündükleri için- hoşuna giderken bazıları için ise ürkütücüdür. Kitapta dört ana karakter vardır. Ralph, Jack, Domuzcuk ve Simon. Ralph, on iki yaşlarında bir çocuktur ve babası Deniz Kuvvetlerinde olduğu için, babasının onları kurtaracağı umudu içindedir. Güzel bir çocuk olmasıyla beraber denizden çıkardığı deniz kabuğunun verdiği liderlik vasfı ile(Ralph deniz kabuğundan çıkardığı ses ile adada kaybolmuş olan tüm çocukları bir araya toplamıştır) diğer çocuklar tarafında ideal bir lider olarak görülür. Bundan dolayı adada demokrasi oluşması nedeni ile yapılan ilk toplantıda da lider olarak seçilir. Jack ise Ralph gibi doğuştan lider özelliklerine sahip bir çocuktur. Kızıl saçlı ve çelimsizdir. Ralph iyimser rolde iken Jack kötü rolündedir. Ralph’ın lider olmasına sevinmez ve karşı çıkar. Adeta küçük Hitler’dir. Domuzcuk, şişman ve gözlüklü bir çocuktur. Nefes darlığı çekmektedir. Ama diğer bir yandan adadaki en zeki çocuktur Domuzcuk. Fiziksel uğraşlardan çok zihinsel işlerle uğraşır. Adadan kurtulmak için mantıklı fikirler üretir. Ralph ile iyi anlaşır. Simon ise oldukça olgun ve sessiz bir çocuktur. Romandaki iyi karakteri temsil eder.

Olaylar merkezdeki bu dört karakterin etkileşimi sonucunda 

ekillenir. Yaşam mücadelesi verirken fikir bakımından çatışan çocuklar karşılıklı grup oluştururlar ve güzel adayı cehenneme çevirirler. İyi okumalar…

 

”Ne mutlu okumuş olana, Ne mutlu bize.”

 – Mert Fatih TURANLI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir