Simyacı – Paulo Coelho

Simyacı – Paulo Coelho

 

Özgün Adı: O Alquimista

Çevirmen: Özdemir İnce

Dizi: Dünya Edebiyatı

Tür: Roman

Sayfa Sayısı: 184

Baskı Bilgileri:
1. Baskı: Nisan 1996, 132. Baskı

ISBN: 9789755106823

 

Arka Kapak

Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye’de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlânâ’nın ünlü Mesnevî’sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir “klasik” yapıt haline geldi.

Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir “nasihatnâme”; “Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?” gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor.

 

Yorum

Bizler gerçekten hayattan ne beklediğimizi veya hedeflerimize ulaşmak için hangi basamakları çıkmamız gerektiğini gerçekten biliyor muyuz? İnanıyor muyuz! kendimize, umutlarımıza ve inançlarımıza. Önümüze çıkan fırsatları kovalıyor muyuz? Ya da neden bir fırsat yaratmıyoruz kendimiz için? Farklılıklar neden bu kadar uzak bizlere? Geçmişten mi korkuyoruz yoksa gelecekten mi? ”Şimdi” bizim için ne kadar önemli? ”Şimdi” de yaşamak çok mu zor?

Kitabımız yukarıdaki sorulara cevap vermekle birlikte insanın ”kişisel menkıbesini” yaşamasına engel olan şeyleri başkahraman Santiago ile açığa çıkarıyor. ”Kişisel menkıbe” ifadesine kişinin hayatı, kaderi ve almış olduğu kararlar bütünü demek, az da olsa kitaptaki tanımı karşılar diye düşünüyorum. Başkahramanımız Santiago, hayatın hemen her anında yeni bir şeyler öğrenerek, doğayla bütünleşiyor ve kişisel menkıbesini yaşıyor. Ve kişisel menkıbesi, sabretmeyi ona en iyi şekilde öğretiyor.

Kitap bir oturuşta bitirilebilir ancak sindire sindire okumakta fayda var. Kitabın konusu ne kadar da basit görünse de kitabın verdiği mesajlar oldukça önemli. Bu mesajları almak için oldukça düşünmeniz gerekebiliyor. Bu açıdan kitap felsefeye biraz yakın diyebilirim. Şahsen kitabı çok beğendim. Kendi hayatımıza dönüp bir yoklama imkanı yapma imkanı tanıyor bize. Ayrıca kitaptaki öğütler oldukça fazla ve ders çıkarma niteliğinde. Dili oldukça anlaşılır ve sürükleyici bir kitap.

Herkese tavsiye ederim.

 

Kitap, İspanya’da yaşayan bir gencin hikayesini bizlere sunuyor. Kendi isteğiyle çoban olarak hayatını sürdüren bu delikanlı, gördüğü bir rüya sebebiyle uzun bir yolculuğa çıkmak için tüm cesaretini toplar ve rüyasında gördüğü hazineyi aramak için Mısır’a gitmek üzere yola koyulur. Uçsuz bucaksız çöller, hiç görmediği yerler, tanımadığı insanlar çıkacaktır karşısına. Bu insanlardan biri de Fatima’dır. Delikanlının sevgisini kazanan bir çöl kızı. Diğer bir yandan uzun bir süre birlikte çalışmak zorunda kaldığı Billuriyeci. Tüm bunlar delikanlının(Santiago), hazinesine ulaşması için eline geçen fırsatlardır.

 

Alıntılar:

”Öyle zamanlar vardır ki insan hayat ırmağının akış yönünü değiştiremezler.”

” – Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?

   – Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve       dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir. 

   – Bir hain olsa da mı?

   – İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini dinleyecek olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana.”

”Bizi görmek istedikleri gibi değilsek canları sıkılır. Çünkü herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır!”

”Evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar.”

”Çünkü kalbiniz neredeyse, hazinenizi bulacağınız yer orasıdır.”

” -Seni seviyorum, çünkü… 

  -Hiçbir şey söyleme, diye sözünü kesti. 

  – İnsan sevdiği için sever. Aşk’ın hiçbir

gerekçesi yoktur.”

”İki insan karşılaşınca ve gözleri buluşunca, bütün geçmiş ve bütün gelecek önemini yitirirdi.”

 

 

”Ne mutlu okumuş olana, Ne mutlu bize.”

 – Mert Fatih TURANLI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir