Otomatik Portakal – Anthony BURGESS

Otomatik Portakal – Anthony BURGESS

 
Yazar: Anthony Burgess
Çevirmen: Dost Körpe
Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları , Modern Klasikler
Sayfa Sayısı : 172

 

Arka Kapak

Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…

Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. “Uqueer as as clockwork orange”. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya’da “canlı” anlamına gelen “orang” sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm…

-Anthony Burges-

Karabasan gibi bir gelecek atmosferi… Geceleyin sokaklara dehşet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler… Sosyal kehanet? Kara mizah? Özgür iradenin irdelenişi?.. Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess antikahramanı için yeni bir dil yaratır: Yakın geleceğin argosu “nadsat”ı… ve Stanley Kubrick’in muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir…

 

Yorum

Dört kişilik bir çetenin lideri olan Alex, şiddet uygulamaya yatkın ve adeta bundan zevk alan arkadaşlarıyla birlikte işlemediği suç kalmamıştır. Tecavüz, soygun, gasp etme, adam yaralama. Bunların hepsini uygulamayı bir görev haline getirmiş olan çete üyeleri işlerini büyük bir titizlikle yaparlar. Fakat bu, bir kadının evine zorla girmeleriyle son bulur. Arkadaşlarıyla arası bozuk olan Alex, soygun sırasında arkadaşlarının ihanetine uğrar ve aynasızlar(polisler) tarafından yakalanır. Bir süre hapishanede kalan Alex, hükumetin suçlular üzerinde kullanacağı bir deney üzerine hapishaneden çıkarılır. Deneyin amacı mahkumların, işlediği suçlardan nefret etmesini sağlamak ve suçu işlemeye teşebbüs ettiklerinde hastalık geçirmelerini sağlamaktır. Alex üzerinde başarılı olan bu deney, onun özgürlüğünü elinden almıştır. Zira, en sevdiği Beethoven’ın parçalarını bile dinlerken hastalık geçirmektedir. Deney bittikten sonra serbest bırakılan Alex, düşmanları tarafından tartaklanmış ancak bunların hiçbirine -ne kadar çok istese de- karşılık verememiştir. Hapishaneden çıktığına ne kadar da sevinse de özgürlüğünün elinden alınmasıyla boşluğa düşmüştür. Aldığı kararla canına kıymak istemiş fakat  hükumet karşıtı kimselerin karşısına çıkmasıyla umutlanmıştır. Hükumetin yaptığı bu deneyi hükumetin aleyhine kullanmak isteyen bu insanlar, Alex’i kullanmak istemiş fakat başarılı olamamışlardır. Tüm bu yaşananlardan sonra kendini binadan atıp intihar etmek isteyen Alex, hedefine ulaşamamış ve hastaneye kaldırılmıştır. Ayağa kalktıktan çok özlediği hayatına geri dönmüştür.

 

 

Özetini kısa bir şekilde anlatmış olsam da kitabı okuduğunuzda daha fazla etkileneceğinizden eminim. Yazar, hükumetin tek tip insan yaratma modelini eleştirmekle birlikte insanın yok olan özgürlüğüne vurgu yapıyor. Deneyin suçlular üzerinde kullanılması ve kötü davranışlarını kontrol alması ne kadar doğru tartışılır. Fakat insanın iradesine el konulması elbette yanlış bir hareket olacaktır. Kitaba argo dil hakim olmakla birlikle oldukça sürükleyici ve anlaşılır. Psikolojik açıdan bakıldığında farklı insan tipleri görmemiz mümkün ve bu insanların davranışları incelenebilir. Filmini de izleyebilirsiniz. Kitaptan çok etkilendim. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar…

 

Alıntılar

“Koltuk altında kitaplar taşıdığını görüyorum kardeşim. Bugünlerde hâlâ kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk kardeşim.”

“Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir.”

“…Senin gibi iyi bir genci bir makine parçasına dönüştürmekle övünmek, ancak baskıcılığıyla böbürlenen bir hükümetin işi olabilir.”

”İyilik içten gelir. İyili

k bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar..”

 

 

 

”Ne mutlu okumuş olana, Ne mutlu bize.”

 – Mert Fatih TURANLI

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir