Masumiyet Müzesi – ORHAN PAMUK

Masumiyet Müzesi – ORHAN PAMUK

 

Dili: Türkçe
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Sayfa Sayısı : 465

İlk Baskı Yılı : 2013

Dil : Türkçe

 

Arka Kapak:

“Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.”
Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk’un harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor…
1975’te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen, İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun’un hikâyesi: Hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, Masumiyet Müzesi, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak.
Masumiyet Müzesi’ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz.
Romanı yazdıktan dört yıl sonra, 2012’de, Pamuk romanıyla aynı adlı müzeyi Çukurcuma’da açtı. Şimdiye dek on binlerce ziyaretçinin gezdiği müze için ünlü sanat tarihçisi Simon Schama, Financial Times gazetesine yazdığı yazıda, “Dünyadaki en güçlü, en güzel, en insanî ve en etkileyici çağdaş sanat eseri,” diye yazdı. “Aynı zamanda hem şiir hem karamizah gibi; hem zarif ve şefkatle dolu, hem de kutu kutu, vitrin vitrin, estetik olarak muhteşem.”

Yorum:

”Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” gibi anlam yüklü bir cümle ile başlıyor kitap. Kitabın ilk cümlesi olmasına rağmen okuru geçmişiyle baş başa bırakıyor. Böyle etkileyici bir girişten sonra ister istemez okumak için daha da heveslendiğinizi fark ediyorsunuz. Kitap yoksul bir kız olan Füsun ile zengin bir iş adamı olan Kemal’in arasındaki aşkı konu alıyor. Nobel ödüllü yazarımız tutkulu, saplantlı ve bir o kadar da acımasız olan bu aşkı muhteşem betimlemeleriyle o kadar güzel anlatıyor ki ana karakterlerle bütünleşiyorsunuz. Ana karakterlerden biri olan Kemal’in saplantılı aşkı, sevdiği kadın olan Füsun’un hayatındaki eşyaları çalıp biriktirmesiyle farklı bir boyut kazanıyor. Biriktirilen tüm eşyaların kafamı kurcalamasıyla birlikte yazarımızın bu eşyalar üzerinden İstanbul’da bir müze açmasını kitabın ortalarında öğrendim ve çok heyecanlandım. Çünkü etkilendiğim bu hayat hikayesine somut olarak tanık olabilecek ve gözlemyebilecektim. Bu fırsatı verdiği için Orhan Pamuk’a müteşekkirim. Diğer bir yandan bu aşkın yaşandığı 1970 ve 1980’lerin siyasi havasını soluyor ve bu dönemdeki toplumun ”cinsellik” ve ”ahlak” konularına olan bakış açısına da tanık oluyorsunuz.

Kitap genel olarak sürükleyici ve etkileyici. Kitaptan keyif almamı Orhan Pamuk’un betimlemelerine borçlu olduğumu söyleyebilirim. Bundan dolayı yazarın diğer kitaplarını okumama teşvik edici bir kitap oldu. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar…

 

 

Alıntılar:

“Kendi kendine eşya toplayan, bunları bir köşede biriktiren her takıntılı kişinin arkasında bir kalp kırıklığı, derin bir dert, açıklanması zor bir ruhsal yara olduğu anlamına geliyordu bu soru. Benim derdim neydi?”

”Duygusal olma, makul ol!”

“Füsun’un fotoğrafını aşkla öptü ve ceketinin göğüs cebine dikkatle yerleştirdi. Sonra bana zaferle gülümsedi. “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.”

“Bana yalan söylediğinden eminim,” dedi Füsun. “Bana olan saygın çabuk tükendi. Bana yalan söylemeni isterdim aslında… Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler.”

”İçimde tekrarlanan “niye geldin?” sorusu, “iyi ki geldin!” şeklini almıştı hemen.”

“Çok mutluydum o

günlerde, ama fark etmek istemiyordum. Şimdi yıllar sonra, fark etmemenin belki de mutluluğu korumanın en iyi yolu olduğunu düşünüyorum.”

 

 

 

”Ne mutlu okumuş olana, Ne mutlu bize.”

 – Mert Fatih TURANLI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir