Dostoyevski -ÖTEKİ

Dostoyevski -ÖTEKİ

 

 

Kitap Yorumu

Fydor Mihayloviç Dostoyevski’nin 1846 yılında yayımlanan bu romanında, akıcılık ve dildeki sadelik, şüphesiz başarılı bir şekilde işlenmiş. Rus yazar, romanında protagoniste ve antagoniste adadığı kişilik özellikleri ile duyguları adeta iliklerimize kadar hissettiriyor. Diğer bir açıdan yazar, paranoid kişilik bozukluğunun şizofreniyi nasıl tetiklediğini (o dönemdeki psikoloji biliminin fazla gelişmemiş olmasını ele alarak yorum yapacak olursak) romanına başarılı bir şekilde uyarlamıştır ki bu psikanalizin babası, Sigmund Freud tarafından ilgi görmüştür. Hatta Freud’un bu roman hakkında birkaç yazısı bulunmaktadır. Ayrıca kitap, The Double ismiyle 2013 yılında sinemaya uyarlanmıştır.

 

Karakter Analizi

9. dereceden memur olan Bay Yakov Petroviç Goldaykin, insanlar tarafından küçük görülen, ciddiye alınmayan, işiyle gücüyle ilgilenen sıradan bir memurdur. İnsanlarla olan ilişkisine bir hayli önem verir. Hizmetlisi ile hayatını sürdüren Bay Golyadkin, insanların sosyal statülerinden dolayı toplum içinde ezik olarak görülmelerinden rahatsız olmakla birlikte yeri geldiğinde hizmetlisine tepeden bakar gibi aşağılayıcı bir tavır sergilemektedir. Her fırsat bulduğu anda etrafındaki kişilere ‘’ ben iyi bir insanım, kimseye bağlı değilim ve özgürce yaşıyorum ayrıca entrika çevirmekten nefret ederim ve elimi böyle şeylerle kirletmem

’’ gibi şeyler söyler. Çoğu zaman çevresini gözlemlemekle beraber insanların kendisi hakkında neler düşündüklerinin analizini yapan birisidir. Bunlarla beraber kaygılı, kuşkucu bir kişiliğe sahiptir.

Öteki

Çalıştığı yerin patronu tarafından düzenlenen bir akşam yemeğine davetli olduğunu düşünen Bay Golyadkin, çok heyecanlıdır ve tüm hazırlıklarını tamamlamıştır. Evin zilini çalıp bir an önce içeriye girmek için can atıyordur. Zile basıp, kapının açılmasını bekler. Kapı açılır fakat hizmetli, içeri girmesine müsaade etmeyip, Bay  Golyadkini büyük bir hayal kırıklığına uğratır. Bay Golyadkin, kendisinin davetli olduğunu söyleyip ne kadar ısrarcı olsa da hizmetli, bunun beyefendinin bir isteği olduğunu söyler ve onu içeri almaz. Bunun üzerine kahramanımız, evin arka penceresinden gösterişli ortamı izlemeye koyulur ve misafirler yandaki odadayken yemek odasına girip oradan da kalabalığın arasına karışarak normal bir davetli gibi akşam yemeğine katılmayı düşünür ve aklındakileri aniden gerçekleştirmeye başlar. Fakat içeriye girdikten sonra her şey planladığı gibi gitmez, içerideki kalabalığa rezil olur, utancından yerin dibine girer ve hizmetliler tarafından kovulur. Kendisini aniden kapının önünde bulan kahramanımız, kupa arabasına biner ve arabacıya İzmailovski Köprüsü’ne sürmesini söyler. İzmailovski Köprüsü’ne geldiğinde arabasından iner ve sakinleşmek için köprüde yürümeye başlar. Karanlığın hakim olduğu bu ıssız köprüde, ıssızlığı bozmak istercesine yağan yağmur eşliğinde düşünerek yürümeye devam eder Bay Golyadkin. Biraz yürüdükten sonra, gözüne karşıdan gelmekte olan bir insan silüeti ilişir. Gelen kişinin erkek olduğunu anlar ve içinde bulunduğu ortamında verdiği etkiyle tedirgin olur. Yabancı adam giderek yaklaşmaktadır. Bay Golyadkin, yabancının yanından geçmesi ile birlikte ilgisiz bir tavır takınır ve daha sonra yoluna devam eder. Yabancı adam yanından geçtikten sonra kahramanımız arkasına dönüp bakar ve yabancının tepeden tırnağa kendisi gibi giyindiğini, birebir aynısı olduğunu görür. Gördüklerinden sonra tedirginliği artar ve aklını kaçırdığını düşünür ve kendine geldikten sonra yoluna devam eder. Biraz yürüdükten sonra yakından gelen birtakım ayak sesleri duymaya başlar ve biraz ileride bir karaltı görür. Karaltı kahramanımıza gittikçe yaklaşmaktadır. Kahramanımız karanlığın arasından, gelen kişinin yüzünü görür ve az önceki yabancı olduğunu anlar. Bay Golyadkin az önceki yabancıyı tekrar karşısında görünce çok şaşırır ve çığlıklar atmaya başlar. Bunun sebebi ise o kişinin kendisi olmasıdır, o kişi bir nevi öteki Bay Golyadkin’dir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir