Böyle Buyurdu Zerdüşt – F. Nietzsche

Böyle Buyurdu Zerdüşt – F. Nietzsche

 

Sayfa Sayısı : 384

İlk Baskı Yılı : 2017

Baskı Sayısı : 1. Basım

 

Arka Kapak:

Nietzsche’nin kendi deyimiyle “yazılmış en yüce kitap, insanlığa şimdiye dek verilen en büyük armağan” olan Böyle Buyurdu Zerdüşt, edebiyat ve felsefenin iç içe geçtiği, benzersiz üslubuyla bir üstinsan manifestosudur.

İnsanın kendi kaderini zamanın hakikatlerinden bağımsız bir şekilde değiştirebileceğini ve bunun için öncelikle kendini aşması ve üstinsana ulaşması gerektiğini söyleyen Nietzsche’nin bu eseri, okuyucuyu her satırında düşündürecek, bitirdikten sonra bile zihninden çıkmayacak, aynı zamanda hem herkese hem de hiç kimseye göre bir kitap.

Havasını solumaya başladığınız andan itibaren kendinizi yüksek bir dağın zirvesinde, uçurumdan aşağıya bakıyormuş gibi hissedeceğiniz bu eseri Levent Bakaç’ın özenli çevirisiyle sunuyoruz.  

 

Yorum:

Nietzsche kitabında kendisine bir peygamber olan Zerdüşt’ün ismini verip bunu da şöyle açıklamıştır: ” Bu şerefi ben bir Fars’a vermeye mecbur oldum. Çünkü tarihi en önce bütün ve büyük olarak düşünen Farslar’dır.” Zerdüşt yaşadığı yeri terk edip bitmek bilmeyen bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta dağlarla, denizlerle, doğayla kısacası karşılaştığı her şeyle ve kişiyle konuşuyor ve kendi öğretisinden bahsediyor. Peki bu öğretisi nedir? ”Üst insan”…

Bu kavramı incelediğimizde ”insanın kendisini aşması, bunu içselleştirmesi veya tek tip insan modelinin bir tık üstüne çıkması” gibi tanımlamalara ulaşabiliriz. Bunlar gibi pek çok tanımla birlikte ucu çok açık bir kavram olduğu için bir noktada sözcüklerimiz yetersiz kalacaktır. Fakat Nietzsche, kitabında bu kavramı insanlara anlatmak için farklı metaforlarla ve farklı bir anlatımla karşımıza çıkıyor.

 

 

 Nietzsche’ye göre üst insan, gelenek göreneklere, basmakalıp düşüncelere körü körüne bağlı kalmaz. Dünyayı anlamlandırırken tanrının buyruklarına boyun eğmez (kendisini de tanrıtanımaz Zerdüşt olarak adlandırıyor). Ona göre üst insan kendi gerçeğini kendisi bulmalıdır. Hayatını kadere teslim etmemeli, kendi kaderini kendisi yazmalıdır. Bunları yaparken de alışılmışın dışına çıkması gerekir. Üst insanın gerçeği bu dünyadır ve bu dünyayı anlamlı kılmaya çabalar. Güçlü istenci ile yaratılmış olana eğilim göstermez, insanlık adına kendisi yaratır ve insanlığa ışık tutar. İşte tüm bu özellikleri( ve bahsedilen diğer özellikleri) içselleştiren kişi üst insan olabilir.

 

 

Kitapta genellikle ”üst insan” konusu ele alınırken, bunun yanında öğüt niteliğinde birbirinden değerli bölümlere de yer verilmiş. Bu bölümleri okudukça kendi hayatınızla ilgili kıyaslamalara gidebileceğinizden ister istemez çıkmazlara düşebilirsiniz. Bundan dolayı kitabı okumak ve anlamak için mental açıdan yüklü bir efor sarfetmek gerekiyor. İlerledikçe önceki sayfalara defalarca göz attım. Kitabın yeterince anlaşılması için birkaç defa sindire sindire okunması gerektiğini düşünüyorum. Nietzsche kitabının, yaşadığı dönem değil de ileriki dönemlerde anlaşılacağını varsaymış. Şahsen kitabın ilk bölümlerini anlamakta zorlansam da ilerledikçe öğretisi hakkında kafamda bir şeyler şekillendiğini söyleyebilirim. 

Kitapta beğendiğim ve herkesin ders çıkarması gerektiği bir bölümü özellikle ele almak isterim:

”Bir kadın şöyle demişti bana: ”Kırıp döktüm evliliği gerçi fakat ilk önce o beni kırıp döktü.”

Kötü çiftleri hep en kötü kindarlar olarak gördüm; artık kendi başlarına olmadıklarını tüm dünyaya ödetmek ister gibilerdir. Bundan dolayı şöyle demelerini isterim içten insanların birbirlerine: ” Biz birbirimizi seviyoruz. Bırakın bu sevgimizi muhafaza etmeyi başaralım. Yoksa sözümüz bir hata mı olsun?”

”Bize bir süre ve küçük bir evlilik verin, bakalım büyük evlilik için elverişli miyiz? Hep bir çift olmak, büyük bir şeydir.”

Böyle tavsiyede bulunurum bütün içtenlere. Başka tavsiyelerde bulunur ve başka türlü konuşsaydım, ne hale gelirdi Üst insana ve gelecek olan her şeye beslediğim sevgi! 

Yalnızca çoğalmanıza değil, gelişmenize de vesile olsun evliliğin bahçesi, kardeşlerim!”

 

Alıntılar:

” Özgür bir ruh ve kalbe sahip olanları severim, böylelerinin aklı kalpleriyle bir olur fakat kalpleri onları çöküşe sürükler.”

”Gözleriniz fazla salim ve acı çekenlere şehvetle bakıyorsunuz. Şehvetiniz kılık değiştirip adını merhamet mi koydu?”

”Kiminin ilk önce kalbi, kiminin ise tini yaşlanır. Kimi gençliğinde yaşlıdır fakat geç yaşta genç olan uzun süre genç kalır.”

”Ah dostlarım! Annenin, çocuğunun içinde olduğu gibi, tüm benliğiniz her davranışınızın içinde olsun; erdem sözcüğünden bunu anlayın.”

”Kim iyilik ve kötülük yaratmak zorundaysa, ilk önce bir yok edici olmak ve değerleri parçalamak zorundadır. Yani demek oluyor ki en büyük kötülük en büyük iyiliğe aittir, yaratıcı olan ise budur.”

”Geçmişte kalanı kurtarmak ve tüm idileri bir ”böyle istedim”e dönüştürmek- işte budur benim için kurtuluş.”

”Varlığın da ebediyen fiil ve suç olmak zorunda kalması, cezanın varlığındaki ebedi yandır.”

”İnsanların arasında susuzluktan ölmek istemeyen kişi, bütün bardaklardan içmeyi öğrenmelidir; insanların arasında kalmak isteyen kişi ise, pis suyla yıkanmasını da becerebilmelidir.”

”Sağlam ve tem

iz bir sevgiyle kendisini sevmeyi öğrenmeli insan, böyle öğretirim ben. Öğrenmeli ki, kendisine tahammül edebilsin ve etrafta dolaşıp durmasın.”

 

 

”Ne mutlu okumuş olana, Ne mutlu bize.”

 – Mert Fatih TURANLI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir