Ana Sayfa

Ana Sayfa

     Tehlikenin farkında mısınız?

         Cinsel istismar, asıl adı CİNAYET. 12 Şubat günü Adana’da meydana gelen olayda 3 yaşındaki çocuğa tecavüz eden soysuzun şimdi halk tarafından idamı isteniyor. İdam mı? İdam bu soysuza ve bunun gibilerine hafif bir ceza kalır. Türlü türlü cezalardan geçireceksin ki ibreti alem olsun. O çocuğa böyle bir teşebbüste bulunurken hiç mi için sızlamadı ey cani. Bu nasıl bir şeref, vicdan yoksunluğudur. Peki ya 4.5 yaşındaki öz kızına tecavüz eden varlığa ve 17 yaşındaki kanseri yenmiş bir genç kızı tecavüz ettikten sonra öldüren üvey babaya ne demeli? Bir baba bunu öz kızına veya bir başkasının kızına nasıl yapabilir, akıl sır erdirmek mümkün değil.

                                                                                      

       Ülkemizde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız platformunun açıkladığı rapora göre 2017’de 387 çocuk cinsel istismara uğradı ve halen devam ediyor. Neden böyle bir istatistik ile karşı karşıyayız? Birileri neden böyle bir teşebbüste bulunabiliyor? Elbette birçok nedeni var fakat en önemlilerinden biri eğitim olduğu kanısındayım. Bir insanın topluma kazandırılması için belli başlı eğitimlere tabi tutulması gerekir aksi takdirde bunun gibi olaylarla baş gösteren insanlar türetmiş olursunuz. Bu eğitimlerden kasıt nedir? Ahlak eğitimi, vicdan eğitimi, psikolojik eğitimler vs. Bunların yanında asıl üstünde durulması gereken bir diğer eğitim ise cinsel eğitimdir. Peki, cinsel eğitim neden önemlidir? Çocuk, kendi bedeninin mahremiyetini bilmelidir. Karşı cinsi ile olan mesafesini korumalıdır ve susmamalıdır. Cinsel eğitim açık bir şekilde aile ve okul tarafından verilmelidir. İsveç’te okullarda cinsel eğitim 1956 yılından beri zorunlu hale getirilmiştir. Ancak okullarda cinsel bilgi verilmesi 1942 yılından itibaren tavsiye edilmiş ve 1945’te cinsel eğitimle ilgili ilk öğretmen kitabı resmen yayınlanmıştır. Ayrıca, Danimarka’da 1969’dan beri bütün okullarda cinsel eğitim resmen verilmektedir. Danimarka’da cinsellik eğitimi zorunlu ders haline getirildiğinde dini inançlara ters düştüğü için anne babalar karşı çıkmış, ancak yasalara ters düşmediği için zorunlu ders olarak kabul edilmiştir. Fakat Türkiye’de Biyoloji derslerinde cinsellikle ilgili olarak sadece üreme ile ilgili bilgi verilmektedir. Temel eğitimde ve lisede cinsel eğitim verilmemektedir.  Ülkemizdeki eğitim seviyesini üst düzeye taşımak için yapılan çalışmalar arasında cinsel eğitime gereken önemin verilmemesi ayrı bir ironi tabi.

                                                                                   

        Sonuç olarak, devletimizin bir hukuk devleti olarak bir an önce bu ve buna benzer suçları işleyen canilere gereken cezayı vermeli ve işlenecek olanların önüne geçmek için çözümler üretmelidir. Ne yazık ki bu olaylar kulağımıza gelenlerden sadece birkaçı. Belki de bilmediğimiz binlerce cinsel istismar vakası işlendi ve işlenmeye devam ediyor. Bunun için şüphesiz ki yaşanan bu olaylar karşısında katiyen susmamalıyız. Sosyal medyalarımız, siyasetçilerimiz, ünlülerimiz ve belli bir kesime hatta bir insana bile sesini duyurabilecek kişilerle birlikte cinsel istismar karşısında tepkisiz kalmamalı, sesimizi olabildiğince duyurmalıyız. Cinsel istismarın meşrulaştırılmasının karşısında ancak böyle durabiliriz.

 

Mert Fatih Turanlı